Sahnede 90'lar Salt Beyoğlu// The 90s Onstage Salt Beyoğlu, Salt Galata September 15, 2022 – February 12, 2023 Salt Galata 15 Eylül 2022 – 12 Şubat 2023

990’lar Türkiye’de politik ve ekonomik açıdan istikrarsız geçer: On yıla sığan on bir koalisyon hükümeti, 1994 ekonomik krizi ve onu takip eden “kemer sıkma politikaları” kadar giderek artan faili meçhuller ve patlak veren siyasi skandallar ülkeyi sarsar. Ama on yılın bıraktığı miras bu karanlık olaylarla sınırlı kalmaz: 2000’lerde hız kazanacak hak mücadeleleri 90’larda mayalanır. Arka arkaya açılan özel radyo ve televizyon kanallarının da yardımıyla pop kültürü emsalsiz bir yükselişe geçer. Seçim kampanyalarında kullanılmaya başlanan Türkçe pop hit’leri sokak ve meydanları doldurur. 12 Eylül darbesinin ağırlığının dağılması ve 1989’da Demir Perde’nin yıkılmasının ardından Türkiye yeni bir kültürel ve ekonomik dolaşım hattına yerleşir. Tüm bunlar yaşanırken, İstanbul’da kültür, sanat, performans ve eğlence tarihi açısından serbestlik sınırlarının sürekli genişletildiği, karanlığa tezat oluşturacak bir dinamizmin baş gösterdiği yıllar başlar.

Türkiye’nin sanat sahnesinde “disiplinlerarası” kavramı da bu dönemde gündeme gelir. Performans, dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi burada da, zamanı yansıtan ifade biçimlerini arayan sanatçılara sınırları belirli disiplin(ler)den bir çıkış ya da kaçış yolu sunar. Her ne kadar tanımları muğlak olsa da performans, doğası gereği itaatkârlık ve tutuculuktan uzak, deneysel ve dolaysız bir sanat pratiğine işaret eder. Sahne ve performans arasındaki ilişki ise karşılıklı bir bağımlılığa dayanır: Sahne gündelik hayata açıldıkça performans da ufkunu genişletir, performans yeni mecralara sıçradıkça sahne sanatın ötesine geçer. 90’larda Türkiye’de “sahne”, televizyonlardaki envaiçeşit program, 900’lü hatlar ve telefon dolandırıcılığı vakalarıyla alanını gittikçe genişleterek toplumsal hayatın her köşesine nüfuz ederken performans da sokak ve evlere umulmadık biçimde sızmaktadır.

Sahnede 90’lar söz konusu on yılı anlamak için performans kavramını bir anahtar olarak kullanıyor ve bu anahtar kültür, sanat, eğlence tarihi açısından birden fazla kapının açılmasına olanak sağlıyor. Performans temelli üretimleri öne çıkaran etkinlikler ile bireysel çalışmaları odağına alan sergi, muhtelif kaynaklardan toplanmış arşivlere dayanıyor. Performanslardan geriye kalan fotoğraflar, objeler, video kayıtları, eskiz ve maketler ile seçili etkinliklere dair yazışmalar, afiş ve broşürler tek bir çatı altında toplanıyor. Canlı performanslardan video klipler ile televizyon programlarına uzanan bir çeşitlilikte çarpıcı üretimleri de içeren sergi, esas olarak 1988-1999 aralığını gündeme getirse de bu sınırları aşıp 2000’lerin başına da uzanıyor. Sahnede 90’lar bu dönemde parkta, barda, tarihî mekânlarda, terk edilmiş yapılarda, kıyıda ve köşede giderek görünürlüğü artan performans temelli üretimlerin izini sürerken beklenmedik bağlantılar kuruyor ve “sahne”nin ne kadar geniş bir yelpazede ele alınabileceğine işaret ediyor. Bu bağlamda sahne, geçici ya da kalıcı birliktelikler oluşturmanın arayüzüne dönüşüyor.

Performansın toplum, ekonomi, sokak ve siyasetle ilişkisini irdeleyen Sahnede 90’lar sanatçı ve tasarımcıların oluşturduğu kolektif girişimleri ele alırken kültür tarihinden de bir potpuri sunmuş oluyor.

Sahnede 90’lar, Salt’ın üyesi olduğu Avrupa müzeler konfederasyonu L’Internationale‘nin Our Many Europes [Avrupalarımız] programı kapsamında gerçekleştirilmektedir. Sergiye eşlik edecek kamu programları saltonline.org ve Salt’ın sosyal medya kanallarından duyurulacak.

* * *



Program: Amira Akbıyıkoğlu
Araştırma: Mine Söyler
Tasarım ve Prodüksiyon: Emirhan Altuner
Proje Asistanı: Gül İçel
Editör: Duygu Demir, Ezgi Yurteri
İngilizce Çeviri: Gülşah Mursaloğlu, Jorela Karriqi
İngilizce Redaksiyon: Matt Hanson
Sergi Kurulumu: Fiksatif, Mustafa Hazneci, Eray Özcan, Mehmet Eren Güngör

Katılımcılar
Adnan Tönel, aeigis, Ali Emir Tapan, Arhan Kayar, Asiye Cengiz, Atilla Özdemiroğlu, Aydın Teker, Ayşe Draz, Bedri Baykam, Burak Delier, Cana Dölay, CANAN, Ceylan Öztrük, Çağatay Karaçizmeli, Ekim Acun, Esra Ersen, Genco Gülan, Geyvan McMillen, Gürel Yontan, Ha Za Vu Zu, Halil Altındere, Hazal Halavut, Hüseyin Katırcıoğlu, İbrahim Akyürek, Komet, Köken Ergun, Kumpanya, Lamia Karaali, Leman Sevda Darıcıoğlu, Levent Öget, Mehmet Güleryüz, Mehmet Sander, Mete Özgencil, Moni Saim Özgilik, Nadi Güler, Nur Akalın, Nurgül Polat, Orhan Atasoy, Orhan Cem Çetin, Ömer Ahunbay, Özlem Günyol & Mustafa Kunt, Pilvi Takala, Raife Polat, Selçuk Gürışık, Selva Daşdemir, Sevi Algan, Simge Burhanoğlu, Şule Ateş, Taldans, Taner Ceylan, Tuğçe Tuna, Umur Turagay, Vahit Tuna, Yeşil Üzümler, ZeN, Zişan Uğurlu

The 1990s marked a period of political and economic instability in Turkey; there were eleven coalition governments in ten years, the 1994 currency crisis and the “austerity policies” that followed, as well as an increasing number of unsolved case files and political scandals, which hit the country hard. Even so, the decade’s legacy is not limited to these dark events; the ground for the struggles for rights that would thrive in the 2000s was set in the 90s. Pop culture enjoyed an unprecedented rise with the help of private television and music channels opening one after the other. Election campaigns started to use Turkish pop hits that filled the streets and public squares. After the burden of the 1980 Turkish coup d’état dissipated and with the fall of the Iron Curtain in 1989, Turkey settled on a new line of cultural and economic circulation. Meanwhile, in the backdrop, a period of dynamism that contrasts with this darkness began in Istanbul, where the boundaries of freedom were constantly being expanded in the fields of culture, art, performance and entertainment.

The 1990s was also a time when the concept of “interdisciplinary” came to the fore in Turkey’s art scene. Here, as in every corner of the world, the medium of performance offered artists looking for contemporary forms of expression a way out or escape from discipline(s) with defined boundaries. As ambiguous as its definitions are, performance, by its nature, notes an artistic practice that is experimental and immediate, far from obedient and conservative. The tie between the stage and performance, on the other hand, relies on a mutual dependence: as the stage opens towards life, the performance widens its horizon, and as performance expands into new mediums the stage exceeds art. While the stage in 1990s Turkey made its way into every corner of social life by gradually expanding its field through a variety of programs on television, 900 hotlines, and phone fraud cases, performance unexpectedly infiltrated the streets and living rooms.

The 90s Onstage uses the notion of performance as a key point of inquiry into the decade in question, opening multiple avenues for critical interpretation in relation to the history of the arts, culture, and entertainment in Turkey. It assembles an archive of materials related to the events that highlight performances as well as individual works. Gathered under the same canopy of investigation are photographs, objects, video recordings, sketches, and mock-ups in addition to correspondences, posters, and brochures from select events. Featuring a variety of production styles ranging from live performances to video clips and TV programs, the exhibition spans the years from 1988 to 1999 and extends into the early 2000s. It traces the intersection of a diverse range of performances that gained an increasing visibility in parks, bars, historical landmarks, abandoned sites, and off-the-beaten path, exploring unexpected connections that contribute to a broader understanding of the “stage”. In this context, the stage turns into an interface for creating short or long-lasting communities.

Examining the practice of performance in relation to society, economy, the street and politics, The 90s Onstage presents a potpourri of cultural history while addressing the collective initiatives of artists and designers.

The 90s Onstage is organized as part of L’Internationale’s Our Many Europes program. Further information on the exhibition and accompanying public programs will be announced at saltonline.org and Salt’s social media channels.

* * *



Program: Amira Akbıyıkoğlu
Research: Mine Söyler
Design and Production: Emirhan Altuner
Project Assistant: Gül İçel
Editor: Duygu Demir, Ezgi Yurteri
English Translation: Gülşah Mursaloğlu, Jorela Karriqi
English Proofreading: Matt Hanson
Installation: Fiksatif, Mustafa Hazneci, Eray Özcan, Mehmet Eren Güngör

Participants
Adnan Tönel, aeigis, Ali Emir Tapan, Arhan Kayar, Asiye Cengiz, Atilla Özdemiroğlu, Aydın Teker, Ayşe Draz, Bedri Baykam, Burak Delier, Cana Dölay, CANAN, Ceylan Öztrük, Çağatay Karaçizmeli, Ekim Acun, Esra Ersen, Genco Gülan, Geyvan McMillen, Gürel Yontan, Ha Za Vu Zu, Halil Altındere, Hazal Halavut, Hüseyin Katırcıoğlu, İbrahim Akyürek, Komet, Köken Ergun, Kumpanya, Lamia Karaali, Leman Sevda Darıcıoğlu, Levent Öget, Mehmet Güleryüz, Mehmet Sander, Mete Özgencil, Moni Saim Özgilik, Nadi Güler, Nur Akalın, Nurgül Polat, Orhan Atasoy, Orhan Cem Çetin, Ömer Ahunbay, Özlem Günyol & Mustafa Kunt, Pilvi Takala, Raife Polat, Selçuk Gürışık, Selva Daşdemir, Sevi Algan, Simge Burhanoğlu, Şule Ateş, Taldans, Taner Ceylan, Tuğçe Tuna, Umur Turagay, Vahit Tuna, Yeşil Üzümler, ZeN, Zişan Uğurlu






 

Comments